“Muhafazakâr” Basın Dejenerasyon Çıtasını Yükseltiyor!

“Muhafazakâr” Basın
Dejenerasyon Çıtasını Yükseltiyor!
“14 Şubat’ta sevgilime ne alacağım” diye düşünmeyin. Birbirinden farklı hediye seçeneklerini sizin için araştırdık.

Yukarıdaki ifade Yeni Şafak’ın “Sevgililer Günü” ekinin ön sayfasından aynen alınma. “Şimdi Aşk Zamanı” diyen Yeni Şafak; bıkmamış, usanmamış, tam on iki sayfa, renkli ve bol fotoğraflı bir ek hazırlamış okuyucularına özenle.
“Tek taşsız kadın kalmayacak”, “Saçlarınıza 14 Şubat bakımı”, “Güzelliğinizle büyüleyin”, “Aşkınızı Loop’ta ateşleyin”, “Zevk düşkünlerine”, “Aşıklar azbuz.com‘da”, “Aşkın rengi kırmızı”, “Değiştirin”, “İhtişamı elden bırakmak istemeyenlere”, “Harekete özgürlük”, “Accessorize ile şımartın”, “gnçtrkcell’liler Sevgililer Günü’nü -40* C Partisi ile kutlayacak”, “İbrahim Sadri’den tüm sevenlere bir Sevgililer Günü armağanı: Aşk 29 harftir”, “Şıklığınız bozulmasın”, “Eğlencenin adresi”, “Aşkın sihirli dokunuşları”… vs.

Bazısını aktardığımız bu başlıkların yanı sıra yayınlanan reklamlardaki içerik ve ifadeler de Yeni Şafak’ı yayınlayan kadroyu nasıl rahatsız etmemiş garip doğrusu! Liberal-kapitalist yaşam kültürünün ürünü enstrümanlardan biri olan “Sevgililer Günü”, insanları tüketim kölesi haline getirmek için “duygu”ların istismarı ve kışkırtılmasından ibaretken Yeni Şafak’ın bu kültürü özendiren, pohpohlayan ve aşılayan bu yayını açık bir münkerdir. Migros’u ziyaret eden şanslı çiftleri müziğin büyüsüne kapılmaya çağıran, sevgilileriyle özel bir tatil geçirmeyi düşünenlere dans gösterileri ve sürpriz şovlarla dolu -40* C Partisi’ne davet eden, kapitalist tüketim çılgınlığı içerisinde sürekli var olanı yenilemeyi ve şıklığı ön plana çıkartan bir içerikle birlikte “Sevgililer Günü”nü kutlamasını okurlarına yönelik bir hakaret olarak da algılıyor ve tepki vermeye çağırıyoruz.

Başörtüsü mücadelesine yönelik etkinlikleri yayınlamak için bir nebze de olsa gayret göstermeyenlerin “Şimdi Aşk Zamanı” sloganıyla birbirinden farklı hediye seçeneklerini araştırma cehdine girmesi hedeflenen “Türkiye’nin Birikimi”ni mi ifade ediyor yoksa?

Geçtiğimiz günlerde de tesettüre ilişkin yine “şıklık” ve “moda” merkezli bir haber yapan Yeni Şafak’a, okurlarından gelen tepkilere rağmen bu yayınını savunması ve son “Sevgililer Günü” ekiyle daha ileri bir boyuta taşıması karşısında söyleyecek söz bulamıyoruz.

Konu ile alakalı yorumlar ise şöyle:

Fatma K. Barbarosoğlu      

Gazeteye isyan: `Nereden çıktı Sevgililer Günü!`

 

On -on beş gün önce bir grup gencin tartışmasına misafir edildim. Gençler medeniyeti tartışıyor. Genç dediğime bakmayın. Yaşları genç …

On -on beş gün önce bir grup gencin tartışmasına misafir edildim. Gençler medeniyeti tartışıyor. Genç dediğime bakmayın. Yaşları genç ama bilgi ve birikimleri kürsü işgal etmiş pek çok araştırma görevlisinden daha kavi. İkisi imam -hatipli, birisi kolej mezunu, birisi fen lisesi, birisi de Anadolu lisesi öğrencisi. Bir araya gelme sebepleri sanırım yapacakları halı saha maçı dolayısıyla idi. Dikkat çekici bir hısım akrabalık ilişkileri vardı. Yani herkes birbirini neredeyse yedi ceddi ile tanıyordu.

 

 

Çocukların hemen hepsi okumaya meraklı (Çok şaşırdığımı söylemeliyim. Hem şaşırdım hem de mutlu oldum). Onları önce yan masadan, kulak misafiri mesafesinden tanıdım. Sonra hiç adetim olmadığı halde, izin isteyip masalarına oturdum. Kolejde okuyanın medeniyet ödevini tartışıyorlardı. Ama her biri takım tutar gibi tuttuğu düşünürler aracılığı ile yapıyordu bunu. Kimi İsmet Özel haklı medeniyet kötü bir şey diyordu, kimi babam Nurettin Topcu dedi Anadolu medeniyeti ille de Selçuklu medeniyeti diyordu. Ödevin sahibi Sezai Karakoç`un medeniyet anlayışını merkeze alacağını bu konuda kendisine yardım edecek bir abi bulduğunu söylüyordu.

 

 

Gençlerin resmini, sizin için, kabaca çizme sebebim bilgi ve birikimlerinin lokomotifinin şiir olduğunu fark ettiğim için. Soğuk ve ıslak bir günde halı saha maçı yapacak kadar futbolsever bu gençlerin, nasıl bir şiir birikimleri olduğunu anlatmam mümkün değil. Çünkü size kelimeler üzerinden hissettirmeye niyet ettiğim tartışmayı, şiir üzerinden yapıyorlardı. Hatta Nurettin Topçu`nun medeniyet anlayışını merkeze aldığını söyleyene, senin üstadın da senin gibi hiç şiir yazmamış diye sataşıyorlardı. Şairler peygamberlerin mirasçısıdır diye bastırdıkça, Nurettin Topçu diyen `aldanma şair sözüdür` diye karşılık veriyordu.

 

 

Onların masasına oturunca sizce hangisi diye sordular. Hepsi dedim. Mütefekkirler çok katlı ve çok cepheli bir binadaki pencereler gibidir. Her birinin baktığı yer farklı olabilir. Kimi dağları görür, kimi dereleri görür, kimi umman yolcusudur. Kimisi rüzgarın sesini zapt eder, kimisi suyun berraklığını. Ama biri çıkar bütün pencerelerin üzerine bir çatı inşa eder. İnanıyorum ki bu hızla giderseniz içinizden biri o çatıyı muhakkak kuracak.

 

 

Sonra delikanlıları çok güldüren cümlemi ilave ettim. Ben çok güzel, çok akıllı, çok birikimli, çok zarif genç kızlar görünce bu kızlar kiminle evlenecek diye dertleniyordum. Ama önce sizi görmüş olsaydım bu delikanlılar kiminle evlenecek diye dertlenirdim.

 

 

Ya dedi fen lisesine giden, biz kara gözlü kızları hep sevecek olan kara yağız delikanlılarız işte! (Lens tartışmalarına göndermede bulunduğunu söylememe gerek var mı?)

 

 

En umutsuz olduğunuz anda en yakınınızdaki gençlerle sohbet edin. Onların sadece uyuşturucu haberlerine, şiddet haberlerine sıkışmış `yanlış bir resim`den ibaret olmadığını göreceksiniz.

 

 

Bilgilerini, birikimlerini, duyarlılıklarını görmeyerek onları önce biz uyuşturmaya kalkıyoruz. Güzel hikayelerin kahramanlarına sayfalarımızda, ekranlarımızda yer açmadıkça kapımıza dayanmış şiddeti tartışmanın pek bir anlamı yok.

 

 

II-

 

 

O gençlerden bir mektup aldım Cuma akşamı. Gazetenizi protesto ediyoruz diye yazmışlar. Sevgililer Günü filan. Almayacağız artık. Sizi internet üzerinden okuyacağız.

 

 

Okuyun dedim. Nereden okursanız okuyun. Çünkü sizi yazacağım. `Sevgililer Günü` ilavesini `okuruna rağmen` veren gazeteme, sizi hediye edeceğim.

 

 

III-

 

 

Yeni Şafak Pazar ilavesinde, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener ile eşi Berrin Şener`in aşk-sevgi üzerine söyleşisi yayınlandı. Şener çifti, anladığım kadarıyla Sevgililer Günü münasebetiyle verdikleri söyleşiler ile bir gelenek oluşturmaya çalışıyorlar. İlkini Milliyet gazetesine vermişlerdi ve bendeniz de Şov ve Mahrem isimli kitabımda; `Aşk Üzerinden Meşruiyet Belirleme` başlığı ile, muhafazakarların aşk üzerinden mesafe kapatan tutumlarını, geçmişten günümüze analiz etmiştim.

 

 

Bu yazıda Berrin Hanım`ın Sevgililer Günü ile ilgili bilgisini düzeltmek istiyorum sadece. Berrin Hanım `çok sevdiği` Sevgililer Günü`nün, 1981`den beri ülkemizde kutlandığını sanıyor. Hayır. 1990`lardan itibaren kutlanmaya başlandı. Hatta Türk halkının bilincinde yer etme sebebi, ilk özel kanalımız Star tv`de her akşam saat 17.00`de yayınlanan `Hayat Ağacı` adlı pembe dizi vesilesiyle olmuştur.

 

 

Ekonomiyi hareketlendiren bir can simidi olarak hayata geçirilmesi, 2000`li yıllarda gerçekleşti Sevgililer Günü`nün. Muhafazakarlar 1980`li yıllara rengini veren `her şeyin İslamcasını` üretmekten bir hayli yorgun düştükleri için artık: kapitalist dünyanın `özel günlerine` sığınmanın konforunu keşfettiler. İslami radyo kanallarını dinleyenler, geçen yıllarda Sevgililer Günü`nün ne kadar çoşkulu kutlandığını hatırlayacaktır.

 

 

Bu sene seküler zihniyetteki gazeteler, `Valentino Günü`ne gayet eleştirel yaklaşırken, `BİZ` pek bir bağrımıza basıyoruz. Yani…Ne diyeyim!

 

 

Hal ve vaziyet böyle!!!

 

2007-02-13  Yeni Şafak

 

 

 

`Sevgi varsa bütün günler Sevgililer Günü`

Milliyet

 

 

Yeni Şafak gazetesinin verdiği `Sevgililer Günü` ilavesi gazete içinde tartışmaya neden oldu. Okurlardan gazetenin `Sevgililer Günü` eki vermesine eleştiriler geldiğini belirten `Okur Sözcüsü` (ombudsman) Yusuf Ziya Cömert, ekin gazetenin çizgisine uygun olmayan unsurlar içerdiğini yazdı. Cömert, Yeni Şafak`ta olması gereken yayın sürecinin bazı mekanizmalar atlanarak işlediğini belirtti.

 

 

`Sevgililerin Sevgililer Günü`ne ihtiyacı mı var? Bence yok. Sevgi varsa bütün günler Sevgililer Günü`dür` diyen Cömert, Yeni Şafak`ın Sevgililer Günü nedeniyle cuma günü çıkardığı ilaveyi `Sevgililer Günü 365 gün 6 saat` başlığıyla masaya yatırdı.

 

 

`Sevgililer Günü bir Hıristiyan günü`, `Kapitalizmin tüketim için teşvik ettiği bir gün` gibi farklı yorumlar yapan okurlara `Hepsinde haklılık payı buluyorum` sözleriyle katıldığını belirten Cömert`in yorumu şöyle oldu:

 

 

`(…) Yeni Şafak`ın ilavesi, birçok okuyucumuzun da değerlendirdiği gibi Yeni Şafak`ın yayında izlediği çizgiye uygun düşmeyen unsurlar içeriyordu. Bunu ben de sorguladım. Yeni Şafak`ta olması gereken yayın süreci, bazı mekanizmalar atlanarak işlemişti…

 

 

Bunda kendi sorumluluğumu da göz ardı etmiyorum. Benzer yanlışlıkların tekerrür etmemesi için gerekli tedbirleri almamız ve süreçlerin doğru işleyip işlemediğini daha iyi takip etmemiz gerekiyor.`

 

 

Yeni Şafak `aşk`ı ekle keşfetti

 

Yeni Şafak`ın `Sevgililer Günü` ekinde okuyucularının gazetelerinde görmeye pek alışık olmadığı `samimi sevgili` görüntüleri` var, tesettürlü kadın yok.

İSTANBUL – `Kalbini mum ışığıyla yakın… Güzelliğinizle onu büyüleyin… Aşkını dile getir…` Yeni Şafak gazetesi de Sevgililer Günü rüzgarına bu sözlerle dolu ekiyle katkıda bulundu.

 

 

İslami bir çizgiye sahip gazete dün, yukarıdaki satırlar eşliğinde yayın hayatının ilk `Sevgililer Günü` özel ekini çıkardı. Yeni Şafak gazetesi, kalpler ve kırmızı fon eşliğinde çıkardığı özel ekinde okuyucusuna `Şimdi aşk zamanı` diye sesleniyor. 14 Şubat öncesi, çiftlerin birbirine hediye seçmesini kolaylaştırmak için hazırlanan ekin sayfalarını çevirdikçe, el ele tutuşan sevgililer, albenili kıyafet ve aksesuvarlarla kadın ve erkek fotoğrafları göze çarpıyor.

 

 

`Aşk` temalı nevresim takımlarından, büyüleyici güzellik vaat eden makyaj ürünlerine kadar `en romantik hediye seçenekleri`ni sıralayan özel ekte Sevgililer Günü`nü baş başa geçirmek için özel konaklama programları ve partiler de var. (Yaşam Servisi

 

 

Yeni Şafak Gazetesi Okur Sözcüsü Yusuf Ziya Cömert’ten açıklama

Sevgililer Günü 365 gün 6 saat

Sevgililerin, Sevgililer Günü’ne ihtiyacı mı var? Bence yok. Sevgi varsa, bütün günler Sevgililer Günü’dür. Bunlar doğru da, okurlarımız, Yeni Şafak’ın Sevgililer Günü dolayısıyla çıkardığı ilaveyi soruyor.

Rivayetlere göre, Valentine, Romalı bir Hristiyan rahip. 3. Yüzyıl’ın 2. yarısında öldürülmüş. Papa Gelasius, 14 Şubat 496 tarihinde, bu Valentine onuruna bir kutlama günü ilan etmiş. Ancak bu kutlama günü, 1969 yılında kilise takviminden çıkartılmış.

Tarihçiler, ‘Valentine’ ile ilgili ‘aşka’ dair bir kayıttan bahsetmiyor. Ama Valentine’e dair ‘aşk’ efsaneleri, 14. yüzyılda üretilmeye başlanmış. Efsanelere göre, Valentine, idam edileceği günden bir gün önce gardiyanın kızkardeşine bir aşk mektubu yazmış. Mektubuna, ‘Valentine’inden’ diye imza atmış.

Bir başka efsaneye göre de, Valentine adlı rahip, Romalı askerlerin evlenmelerinin yasak olduğu dönemlerde, bu askerleri gizlice evlendiriyormuş. İki efsane arasında ille bir bağlantı kurmak gerekirse, Valentin, askerlerin evlenmesine yardım ettiği için idam edilmiş diye bir laf da ortaya atılabilir. Belki bizim görmediğimiz bir yerde bunu da yazan, söyleyen olmuştur.

19. Yüzyıl’da, Esther Howland adında bir Amerikalı, ilk Sevgililer Günü kartını sevgilisine yollamış. Aslı varsa, bu iş, o tarihten sonra yaygınlaşmış ve bugünkü haline ulaşmış.

Anladığım kadarıyla, ‘romantizm’le din bu günü ‘ihya etmek’ için birbirinden istifade etmiş ve sonunda romantizm galip geldiği için, kilise, takvimden ‘Valentine Günü’nü çıkartmış.

Bugün, ‘Sevgililer Günü’ diye bir günü tartışmak istediğiniz zaman, karşınıza bir kaç argüman çıkıyor.

Bazıları, ‘Bu, Hristiyanların bir günü, bizim böyle günlerle işimiz olmaz” diyor.

Bazıları, bu günü, kapitalizmin, tüketimi teşvik için icat ve teşvik ettiği bir gün olarak görüyor. Kalabalığa katılmamak lazım, diye düşünüyor.

Bazıları, “Amaaan, olsa da olur olmasa da olur” deyip üzerinde fazla durmuyor.

Bazıları, “Güzel bir gün” diyor, hiç sorgulamıyor, o günü vesile ederek eşine veya sevgilisine alacağı hediyenin telaşına düşüyor.

Birer birer hepsine baktığım zaman, hepsinde haklılık payı buluyorum.

Bana sorarsanız, önemli olan, ‘sevgi’ dediğimiz olağanüstü ‘nimet’in varolması. ‘Sevgi’ varsa, bütün günleriniz Sevgililer Günü olur. Onu kaybetmişseniz, ya da sevgiden hiç nasibiniz olmamışsa, senede 365 gün altı saat Sevgililer Günü ilan edilse size damla isabet etmez.

Mamafih, bizim sorunumuz başka. Geçen Cuma, aralarında Yeni Şafak’ın da bulunduğu bazı gazeteler, Sevgililer Günü dolayısıyla bir ilave çıkardı.

Yeni Şafak’ın ilavesi, birçok okuyucumuzun da değerlendirdiği gibi, Yeni Şafak’ın yayında izlediği çizgiye uygun düşmeyen unsurlar içeriyordu. Bunu, ben de sorguladım. Yeni Şafak’ta ‘olması gereken’ yayın süreci, bazı mekanizmalar atlanarak işlemişti. Eğer süreç usulünce işleseydi, sözkonusu yanlışlar vaki olmayacaktı. Bunda, kendi sorumluluğumu da gözardı etmiyorum. Benzer yanlışların tekerrür etmemesi için gerekli tedbirleri almamız ve süreçlerin doğru işleyip işlemediğini daha iyi takip etmemiz gerekiyor.

(Yusuf Ziya Cömert / Yeni Şafak)

Reklamlar
Okunasılar kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: